DOLAR

48,3810$%0,22

EURO

56,1223%-0,25

STERLİN

65,4308£%-0,22

GRAM ALTIN

6.898,85%-0,74

TAM ALTIN

44.776,00%-1,11

BİST100

%

Trabzon PARÇALI AZ BULUTLU 24°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
Nedim ŞENER

Nedim ŞENER

25 Ağustos 2026 Salı

BANA HEPSİ FETÖ’YÜ HATIRLATIYOR!

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Bugün Süleymancıların başındaki Alihan Kuriş ile Kuytul suç örgütlerine yönelik operasyonlar, FETÖ’nün bu yapılar içinde nasıl etkin olduğuna dair tartışmaları da beraberinde getiriyor.


Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın zaman zaman yaptığı “FETÖ’vari yapılar” uyarısı yanında başdanışmanlarından Mehmet Uçum, Anadolu Ajansı için kaleme aldığı 10 Mayıs 2026 tarihli analizinde tarikat ve cemaatlerin içine FETÖ’cü sızmalarla ilgili şunları yazmıştı:

“FETÖ, emperyalizmin (özellikle ABD ve bazı Avrupa ülkelerinin) bir aparatı olarak Türkiye içi ve dışı risk ve tehdit olma özelliğini sürdürüyor. Başka bir deyişle açık örgütlenme kapasitesi zayıflamış olsa da hücresel ve dış bağlantılı faaliyetin oluşturduğu risk sürmektedir. Bununla birlikte FETÖ çetesiyle mücadele, içeride ve dışarıda hiçbir zaman rutin bir güvenlik sorunu olarak ele alınamaz. Hukuk içinde olmak kaydıyla özel ve rutin dışı mücadele yöntemleri kesintisiz devam eder…

Aynı yaklaşım FETÖ’cülüğe öykünen benzer örgütler için de geçerlidir çünkü bu tip örgütler, hem kendileri risk ve tehdit unsurudur hem de FETÖ’cülerin içlerine girip barındıkları örgütler olarak tehlike oluşturur.

Bunlarla mücadelenin de hukuk içinde özel ve rutin dışı yöntemlerle ve kararlılıkla sürdürülmesi gerektiği ve sürdürüleceği de açıktır.

Sonuç olarak gerek FETÖ’ye gerekse ona öykünen veya benzeri arayışta olan çete örgütlere karşı etkili hukuk politikaları geliştirmek ve uygulamak, devletin sürekli faaliyetleri arasındadır ve böyle olmaya devam edeceği de anlaşılmaktadır.”

KURİŞ ÖRGÜTÜNE İKİNCİ DALGA

“Süleymancılar” adı verilen cemaatin başına geçen Alihan Kuriş Suç Örgütü ile Kuytul Suç Örgütü’ne yönelik operasyonlarda, dini ve inancı kullanan örgütlerin siyasi hedeflerine, örgütlenme biçimlerine ve soruşturmada ortaya çıkan bağlantı ve delillere baktığımda hep aynı cümleyi söylüyorum: Bana hepsi FETÖ’yü hatırlatıyor.

FETÖ, 15 Temmuz 2016 darbe girişiminden sonra “Renklendirme” taktiğine geçmiş, tüm tarikat ve cemaatlere, siyasi partilere, STK’lara, dernek ve vakıflara sızarak eleman yerleştirmiş, bir yandan içlerinden bilgi toplamış diğer yandan o yapıların politika ve söylemlerini yönlendirmişti. Bu örtülü faaliyetin yanında bazılarıyla yönetici düzeyinde ilişki kurup, hedeflerini gerçekleştirmek için onları siyasi operasyon aracı olarak kullandı.

Bunların kimler olduğunu söyleyip yazıyordum ama aralarındaki örtülü ilişkilerin ortaya çıkması için bugünkü soruşturmaların başlatılması gerekiyormuş.

Nitekim, FETÖ’nün 15 Temmuz 2016 darbe girişiminden yaklaşık iki ay sonra “Süleymancılar” diye bilinen cemaatin başına geçen Alihan Kuriş Suç Örgütü’ne yönelik ikinci dalgası gerçekleştirilen operasyon bunu açıkça ortaya koydu. Adana Cumhuriyet Savcılığı’nın, 15 Temmuz öncesi FETÖ’cülerle benzer söyleme girişen, darbe girişimi ve sonrası FETÖ’cüleri savunan Kuytul’a yönelik operasyon da bu bağlantıları ortaya çıkardı.

Soruşturmalarda atılan her adım soruşturmanın FETÖ bağlantısına yönelik şüphelerin güçlendiriyor.

MEZARI AÇTIRAN ŞÜPHE

Süleymancıların 
başındaki Alihan Kuriş Suç Örgütü’ne yönelik operasyonda FETÖ şüphesinin başlangıcı Ahmet Arif Denizolgun’un 7 Eylül 2016’da şüpheli ölümüne kadar gidiyor. Nitekim, bu şüphe 11 yıl sonra Denizolgun’un mezarının açılmasına kadar vardı. Denizolgun’un şüpheli ölümüyle cemaatin başına Alihan Kuriş’in gelmesinden sonra FETÖ’cülerle işbirliği “Süleymancılar” diye bilinen cemaatin içinde de rahatsızlık yaratmıştı. Alihan Kuriş’in Süleymancıların başına geçmesinden sonra Türkiye’de siyasi operasyon aracı haline dönüşen cemaat ile ilgili kamuoyuna yansıyan bilgiler, cemaat içinden kişilerin açıklamaları ve adli makamlara şikâyetlerin yanında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın “Alihan Kuriş Suç Örgütü’ne yönelik yürüttüğü soruşturma bu şüphelerin gerçek olduğuna delilleri de ortaya koyuyor.

İDRİS NAİM BAĞLANTISI

Hele Fetulahçı Terör Örgütü’nün Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı tutuklamaya yönelik 25 Aralık 2013 operasyonu yaptığı gün AK Parti’den istifa eden, sonrasında da FETÖ’cülere yoğun destek veren İçişleri Eski Bakanı İdris Naim Şahin’in adının ortaya çıkması sonrası yaşanan gelişmeler şüpheleri daha da büyütüyor. Soruşturma kapsamında aranan Alihan Kuriş’in kardeşi Hilmi Tuna Kuriş, deniz yoluyla yurtdışına kaçma hazırlığındayken 21 Ağustos 2026 tarihinde Muğla’nın Marmaris ilçesine bağlı Bozburun Mahallesi’nde yakalandı. Tuna Kuriş’in Muğla’ya götürülmesinde kullanılan 34 SL 313 plakalı aracın, San Sistem Lojistik Bilişim İletişim ve Güvenlik Sistemleri Limited Şirketi adına tescilli olduğu ve plakasının 2030 yılına kadar eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’e tahsisli bulunduğu belirlendi. Tuna Kuriş’in firarı için aracı kullanan kişinin ise şirketin tek sahibi ve müdürü olan Mehmet Özmen olduğu tespit edildi.

Olayın skandal yanı ise daha sonra ortaya çıktı, 34 SL 313 plakalı Volvo marka lüks araç 17 Aralık 2025 yıllık 1.000 TL’ye eski Bakan Şahin’e kiralanmıştı. Kendi açıklamasına göre, İstanbul’a geldiği zamanlarda aracı kullanıyordu. Eski Bakan Şahin adına kiralık olduğu için trafikte geçiş üstünlüğü, çakar kullanma gibi imkanlar sağlayan tahsis işlemi yapılmıştı. Yani araç kim tarafından kullanılırsa kullanılsın içinde Bakan Şahin varmış gibi trafik kontrollerinden muafiyet sağlanıyor, emniyet şeridini kullanabiliyor, trafik cezası da yazılmıyordu. Tuna Kuriş’in firar girişimi bu aracın suç örgütünün kullanımında olduğunu ortaya koydu. Bakan Şahin Alihan Kuriş’i, plakası adına tahsisli araçla firara kalkışan Hilmi Tuna Kuriş ve Erhan Yılmaz’ı tanımadığını fakat firarda kullanılan aracın kiralandığı şirketin sahibi Mehmet Özmen’i ise 10-15 yıldır tanıdığını açıkladı.

Şahin bu sözleriyle Süleymancılara yakın olmadığını anlatmaya çalışıyor. Belki Süleymancıları tanımıyor olabilir ama Mehmet Özmen’i yakından tanıyor.

PEKİ KİM BU MEHMET ÖZMEN?

Kuriş
 Ailesi’yle geçmiş yıllara uzanan yüksek tutarlı bir mali ilişkisi olan, Alihan Kuriş’in eşi Seda Kuriş adına Mercedes-Benz araç edinilmesine yönelik doğrudan para transferi gerçekleştiren, Alihan Kuriş Suç Örgütü’ne müzahir olduğu değerlendirilen bir dernekte üyeliğinin bulunan firari Hilmi Tuna Kuriş’in yasa dışı yollarla yurt dışına çıkışına yardım ederken yakalanan Mehmet Özmen kim? Asıl önemlisi eski İçişleri Bakanı Şahin FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma dahil çok sayıda suçtan adli olay kaydı bulunan Mehmet Özmen’i nereden tanıyor ve yıllık 1.000 TL gibi gülünç bir tutara kendisine neden araç kiralıyor? Bunlar soruşturmayla ortaya çıkacak.

KUYTULCULAR-FETÖ İRTİBATI

Soruşturmayı yürüten savcılık kaynaklarından edinilen bilgiye göre; Alparslan Kuytul Suç Örügütü’nün dokuz sorumlusunun bağlantılarında Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) kapsamında adli işlem görmüş 24 farklı kişi tespit edildi. FETÖ irtibatlı bu dokuz sorumlunun, örgüt içerisinde internet, sosyal medya, teknik ekip, dergi, eğitim, muhasebe ve genel sorumluluk gibi alanlarda görev yaptığı açıklandı. Başsavcılık, bu bağlantıların niteliğini ve örgütsel bağ oluşturup oluşturmadığını araştırıyor.

Kuyumcu titizliğiyle yapılan soruşturmaları benzer ilişki içinde olanlara da mesaj niteliğinde…

Devamını Oku

İMAMOĞLU’NUN YOLSUZLUĞUNU GÖRMEK İÇİN DÜRBÜNLE BAKMAK GEREKİYORMUŞ

0

BEĞENDİM

ABONE OL

19 Mart 2025 tarihinde Ekrem İmamoğlu’na yönelik yolsuzluk ve rüşvet operasyonu sonrası Özgür Özel başta olmak üzere yandaşları, besleme medyacıları ile birlikte “siyasi operasyon” dediler.


Yolsuzluk ve rüşvetten tutuklanmamak için seçime 3 yıl varken kendini korumaya almak için aday olacağını açıklayan, tutuklandıktan sonra da tek kişinin aday olduğu dünyanın en gülünç seçimi ile Cumhurbaşkanı adayı ilan edilen İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanı adayı olduğu için tutuklandığı yalanını ortaya attılar.

Ardından soruşturmanın “gizli tanık” ifadeleriyle yürütüldüğü yalanını söylediler. Açık tanıkları ve 70’ten fazla itirafçıyı göz ardı ettiler. İtirafçı değil, “iftiracı” dediler.

 “Delil olmadığı için” yazılamıyor dedikleri 4 bin sayfaya yakın iddianameye, dört saat içinde “içi boş” diye klasör salladılar, “İddianame değil iftiraname” dediler.

Yargılama başlar başlamaz “dava çöktü” diye kampanya yaptılar.

Suç örgütünün başındaki İmamoğlu, hakikati ortaya çıkaracak sorulara cevap vermek yerine kendi gündemine göre besleme gazetecilerine açıklamalar yazdırdı.

Ama işler, dışarıda olduğu gibi algı operasyonlarıyla yürümüyor. Mahkeme heyetini taciz etme, tribünlere oynama para etmiyor.

Tribünlere ellerinde dürbünle gelenler, İmamoğlu’nun yolsuzluk ve rüşvet ilişkilerini artık daha yakından görüyorlar.

RÜŞVET VİLLALARI, DAİRE VE DÜKKÂNLAR

Ama bir de bakıyorsunuz; İmamoğlu’na rüşvet vermek zorunda bırakılan, dava kapsamında tutuksuz sanık olan iş insanları hem kendisini hem yandaşlarını hem de besleme gazeteci ve medyacıların kulaklarını sağır, dillerini sessiz, gözlerini kör eden hakikatleri söyleyiveriyorlar.

Ekrem İmamoğlu’nun başında olduğu suç örgütünün yargılanmasına tutuksuz 325 sanığın ifadelerinin alınmasıyla devam ediliyor. Tutuklu birkaç sanığın, savcılık tarafından yetersiz bulunduğu için kabul edilmeyen ifadelerini geri çektiklerini söylemesini manşetlere taşıyan besleme gazeteciler ve medyacılar, inşaat ruhsatı, imar izni ve iskân almak için İmamoğlu’nun yüzüne karşı verdikleri rüşvetleri söyleyince suskunluğu büründüler. Kimi para, kimi daire, kimi dükkân, kimi villayı rüşvet olarak vermiş; kimileri de bir ikisini ve hepsini birden.

‘RÜŞVET VERMEK ZORUNDA KALDIK’

Ekrem İmamoğlu’nun 18 yıllık aile dostu ve ortağı müteahhit Seyfi Beyaz verdiği ifadede daha önce savcılıkta verdiği ifadelerin arkasında olduğunu söylerken, rüşvet çarkını da anlattı. Beyaz savcılık ifadesinde, West Side projesinin ruhsat ve iskân sürecinde para ve taşınmaz verdiklerini anlatmıştı. Adem Soytekin üzerinden milyonlarca lira ödeme yapıldığı belirten Seyfi Beyaz, 7 dükkân ile 5 dairenin devredildiğini, 3.5 milyon liralık çek verildiği, dairelerin bir bölümünün Hasan İmamoğlu adına geçirildiği açıklamıştı. Beyaz, 26 Mayıs tarihli ifadesinde “Verdiğimiz daire ve paraları rızaen vermedik. İskân ve inşaat ruhsatı süreçlerinde bunları vermek zorunda kaldık” dedi.

Tapu kayıtları, HTS analizleri, MASAK raporları da zaten bunu doğruluyor.

Dahası var; ifade veren iş insanı Mustafa Keleş, duruşmada Ekrem İmamoğlu’nun yüzüne “Beylikdüzü’ndeyken Deniz İstanbul projem için benden rüşvet olarak villa istedin” dedi.

İş insanı Cemal Üneş ise rüşvet için kendisine 5 senet imzalatıldığını söyledi. Cemal Üneş, İBB Başkan Danışmanı Mehmet Çakılcıoğlu’nun ismini verip kendisinden 5 senetle iskân rüşveti alındığını itiraf etti.

Bunları çok duyacağız ama ben Cemal Üneş ve Mustafa Keleş ile İmamoğlu arasında geçen diyalogdan basına yansıyan bir bölümü vermek istiyorum.

“PARA İSTEDİN BAŞKANIM”

İBB davasının 2. celsesinde Ekrem İmamoğlu ile Cemal Üneş arasında geçen diyalog şöyle:

Ekrem İmamoğlu: Emin misin Cemal Abi? Emin misin ben senden para istedim yani.

Cemal Üneş: İstedin başkanım.

Ekrem İmamoğlu: Emin misin yani? Soruyorum sana.

Cemal Üneş: Eminim tabii, niye?

Ekrem İmamoğlu: Ben senden para istedim ve parayı getirdin, verdin, yolladın…

Cemal Üneş: Ya o şartlarda dedin ki, ‘Seçime mi girsem’ dedin, bir yere hatta senin şey merkezi vardı, dedin ki ‘Buraya bir para lazım’ dedin. 500 bin. Ben dedim ki, ‘Sen benim durumumu da aşağı yukarı bilmen lazım’ dedim. ‘Benim öyle bir para ödeyecek bir durumum da yok’ dedim. İnşaatı yeni bitirdim, zaten borçlanmışım.

Ekrem İmamoğlu: Ben de sana dedim ki  ‘500 bin lira vereceksin’, öyle mi?

Cemal Üneş: Evet. Mehmet Çakılcıoğlu›na yönlendirdin. Biz ondan bir senet yaptık, işte beş tane.

Ekrem İmamoğlu: Allah Allah. Vah ki ne vah, ne diyeyim sana? Allah yardımcın olsun senin.

Cemal Üneş: Benim değil de senin de yardımcı olsun. Ne diyelim yani?

“POLEMEĞİN BANA SÖKMEZ”

İmamoğlu ile Mustafa Keleş arasında şöyle bir diyalog yaşanıyor:

Mustafa Keleş: Villa isteyip de onu da ‘Şu adamın üzerine tapu yapacaksın’ dedin mi, demedin mi?

Ekrem İmamoğlu: Bakın yalana bak işte. Yalana bak. Sen kötü bir müfterisin. Müfterisin bu laflarını ve iftiralarını sana havale ediyorum. Seni Allah ıslah etsin. Allah seni ıslah da edemez, zor.

Mustafa Keleş: Polemiğin herkese söker bana sökmez.

ALGI OYUNLARININ SONU

Rüşvet istenen ve alınan iş insanları, İmamoğlu’nun yüzüne karşı tokat atarcasına bunu söylüyorlar; onun tepkisi “Allah seni ıslah etsin” cümlesiyle sınırlı kalıyor.

Hani bu insanlar itirafçı değil, iftiracıydı” diye sorarlar adama.

Yüzüne karşı hem İmamoğlu’nun hem babasının girdiği kirli ilişkiler, 18 yıllık arkadaşı ve iş ortağı tarafından ifade ediliyor. Dolayısıyla, İmamoğlu davasının ilerleyen aşamalarında hakikat onu savunanların yüzüne de tokat gibi çarpacak. İmamoğlu başta diğer suç örgütü üyelerinin algı operasyonları işe yaramayacak. Kendi deyimleriyle; evet bir çöken bir şey var ama bu dava değil, İmamoğlu ve suç örgütünün yalanları.

Devamını Oku

chicago-heating-repair.com deneme bonusu verabetgiris.co verabettgiris.com