48,3810$%0,22
56,1223€%-0,25
65,4308£%-0,22
6.898,85%-0,74
44.743,00%-1,18
%
25 Ağustos 2026 Salı
19 Mart 2025 tarihinde Ekrem İmamoğlu’na yönelik yolsuzluk ve rüşvet operasyonu sonrası Özgür Özel başta olmak üzere yandaşları, besleme medyacıları ile birlikte “siyasi operasyon” dediler.
Yolsuzluk ve rüşvetten tutuklanmamak için seçime 3 yıl varken kendini korumaya almak için aday olacağını açıklayan, tutuklandıktan sonra da tek kişinin aday olduğu dünyanın en gülünç seçimi ile Cumhurbaşkanı adayı ilan edilen İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanı adayı olduğu için tutuklandığı yalanını ortaya attılar.
Ardından soruşturmanın “gizli tanık” ifadeleriyle yürütüldüğü yalanını söylediler. Açık tanıkları ve 70’ten fazla itirafçıyı göz ardı ettiler. İtirafçı değil, “iftiracı” dediler.
“Delil olmadığı için” yazılamıyor dedikleri 4 bin sayfaya yakın iddianameye, dört saat içinde “içi boş” diye klasör salladılar, “İddianame değil iftiraname” dediler.
Yargılama başlar başlamaz “dava çöktü” diye kampanya yaptılar.
Suç örgütünün başındaki İmamoğlu, hakikati ortaya çıkaracak sorulara cevap vermek yerine kendi gündemine göre besleme gazetecilerine açıklamalar yazdırdı.
Ama işler, dışarıda olduğu gibi algı operasyonlarıyla yürümüyor. Mahkeme heyetini taciz etme, tribünlere oynama para etmiyor.
Tribünlere ellerinde dürbünle gelenler, İmamoğlu’nun yolsuzluk ve rüşvet ilişkilerini artık daha yakından görüyorlar.

RÜŞVET VİLLALARI, DAİRE VE DÜKKÂNLAR
Ama bir de bakıyorsunuz; İmamoğlu’na rüşvet vermek zorunda bırakılan, dava kapsamında tutuksuz sanık olan iş insanları hem kendisini hem yandaşlarını hem de besleme gazeteci ve medyacıların kulaklarını sağır, dillerini sessiz, gözlerini kör eden hakikatleri söyleyiveriyorlar.
Ekrem İmamoğlu’nun başında olduğu suç örgütünün yargılanmasına tutuksuz 325 sanığın ifadelerinin alınmasıyla devam ediliyor. Tutuklu birkaç sanığın, savcılık tarafından yetersiz bulunduğu için kabul edilmeyen ifadelerini geri çektiklerini söylemesini manşetlere taşıyan besleme gazeteciler ve medyacılar, inşaat ruhsatı, imar izni ve iskân almak için İmamoğlu’nun yüzüne karşı verdikleri rüşvetleri söyleyince suskunluğu büründüler. Kimi para, kimi daire, kimi dükkân, kimi villayı rüşvet olarak vermiş; kimileri de bir ikisini ve hepsini birden.
‘RÜŞVET VERMEK ZORUNDA KALDIK’
Ekrem İmamoğlu’nun 18 yıllık aile dostu ve ortağı müteahhit Seyfi Beyaz verdiği ifadede daha önce savcılıkta verdiği ifadelerin arkasında olduğunu söylerken, rüşvet çarkını da anlattı. Beyaz savcılık ifadesinde, West Side projesinin ruhsat ve iskân sürecinde para ve taşınmaz verdiklerini anlatmıştı. Adem Soytekin üzerinden milyonlarca lira ödeme yapıldığı belirten Seyfi Beyaz, 7 dükkân ile 5 dairenin devredildiğini, 3.5 milyon liralık çek verildiği, dairelerin bir bölümünün Hasan İmamoğlu adına geçirildiği açıklamıştı. Beyaz, 26 Mayıs tarihli ifadesinde “Verdiğimiz daire ve paraları rızaen vermedik. İskân ve inşaat ruhsatı süreçlerinde bunları vermek zorunda kaldık” dedi.
Tapu kayıtları, HTS analizleri, MASAK raporları da zaten bunu doğruluyor.
Dahası var; ifade veren iş insanı Mustafa Keleş, duruşmada Ekrem İmamoğlu’nun yüzüne “Beylikdüzü’ndeyken Deniz İstanbul projem için benden rüşvet olarak villa istedin” dedi.
İş insanı Cemal Üneş ise rüşvet için kendisine 5 senet imzalatıldığını söyledi. Cemal Üneş, İBB Başkan Danışmanı Mehmet Çakılcıoğlu’nun ismini verip kendisinden 5 senetle iskân rüşveti alındığını itiraf etti.
Bunları çok duyacağız ama ben Cemal Üneş ve Mustafa Keleş ile İmamoğlu arasında geçen diyalogdan basına yansıyan bir bölümü vermek istiyorum.
“PARA İSTEDİN BAŞKANIM”
İBB davasının 2. celsesinde Ekrem İmamoğlu ile Cemal Üneş arasında geçen diyalog şöyle:
Ekrem İmamoğlu: Emin misin Cemal Abi? Emin misin ben senden para istedim yani.
Cemal Üneş: İstedin başkanım.
Ekrem İmamoğlu: Emin misin yani? Soruyorum sana.
Cemal Üneş: Eminim tabii, niye?
Ekrem İmamoğlu: Ben senden para istedim ve parayı getirdin, verdin, yolladın…
Cemal Üneş: Ya o şartlarda dedin ki, ‘Seçime mi girsem’ dedin, bir yere hatta senin şey merkezi vardı, dedin ki ‘Buraya bir para lazım’ dedin. 500 bin. Ben dedim ki, ‘Sen benim durumumu da aşağı yukarı bilmen lazım’ dedim. ‘Benim öyle bir para ödeyecek bir durumum da yok’ dedim. İnşaatı yeni bitirdim, zaten borçlanmışım.
Ekrem İmamoğlu: Ben de sana dedim ki ‘500 bin lira vereceksin’, öyle mi?
Cemal Üneş: Evet. Mehmet Çakılcıoğlu›na yönlendirdin. Biz ondan bir senet yaptık, işte beş tane.
Ekrem İmamoğlu: Allah Allah. Vah ki ne vah, ne diyeyim sana? Allah yardımcın olsun senin.
Cemal Üneş: Benim değil de senin de yardımcı olsun. Ne diyelim yani?
“POLEMEĞİN BANA SÖKMEZ”
İmamoğlu ile Mustafa Keleş arasında şöyle bir diyalog yaşanıyor:
Mustafa Keleş: Villa isteyip de onu da ‘Şu adamın üzerine tapu yapacaksın’ dedin mi, demedin mi?
Ekrem İmamoğlu: Bakın yalana bak işte. Yalana bak. Sen kötü bir müfterisin. Müfterisin bu laflarını ve iftiralarını sana havale ediyorum. Seni Allah ıslah etsin. Allah seni ıslah da edemez, zor.
Mustafa Keleş: Polemiğin herkese söker bana sökmez.
ALGI OYUNLARININ SONU
Rüşvet istenen ve alınan iş insanları, İmamoğlu’nun yüzüne karşı tokat atarcasına bunu söylüyorlar; onun tepkisi “Allah seni ıslah etsin” cümlesiyle sınırlı kalıyor.
“Hani bu insanlar itirafçı değil, iftiracıydı” diye sorarlar adama.
Yüzüne karşı hem İmamoğlu’nun hem babasının girdiği kirli ilişkiler, 18 yıllık arkadaşı ve iş ortağı tarafından ifade ediliyor. Dolayısıyla, İmamoğlu davasının ilerleyen aşamalarında hakikat onu savunanların yüzüne de tokat gibi çarpacak. İmamoğlu başta diğer suç örgütü üyelerinin algı operasyonları işe yaramayacak. Kendi deyimleriyle; evet bir çöken bir şey var ama bu dava değil, İmamoğlu ve suç örgütünün yalanları.
chicago-heating-repair.com deneme bonusu verabetgiris.co verabettgiris.com